Müdürümüzden Notlar

Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olduğum günden beri kampüs içinde girişimciliği yeşertmek, desteklemek ve büyütmek için yoğun bir uğraşın içinde buldum kendimi. Boğaziçi Üniversitesi, üniversiteye giriş sınavlarında Türkiye’nin ilk 1000 öğrencisinden 700’ünün tercih ettiği bir yer olarak çok özel bir konumda. Mezunların büyük bölümü dünyada ve Türkiye’de çok önemli işler başaran etki gücü yüksek kişiler. Zaten Boğaziçi’ni ayrıcalıklı ve değerli kılan en önemli özelliği de bu insan ağı.

Bunun sebeplerinin Boğaziçi’nin kuruluşuna, kampüsüne ve felsefesine dayanan güçlü kökleri olduğuna inanıyorum. Nitekim, girişimciliğin özünde olan yaratıcı özgüven de ancak farklılıkları içinde barındıran ve görüşleri özgürce ifade etmeyi sağlayan bir iklimde yetişebiliyor.

Girişimcilik Merkezi’ni kurduğumuzda okulun girişimci genetiğini ve özünü esas alarak girişimcilik başarısını sistematik bir şekilde geliştirmeyi amaçladık. Bunun için girişimciliği, şirket kurmanın ötesinde bir kafa yapısı, bir zihniyet, bir hayata bakış şekli olarak tanımladık. Bu sayede kim, nerede ne yapıyorsa aynı anda nasıl girişimci olabileceğini göstermek üzere yola çıktık. Çünkü bizim tanımımıza göre girişimcilik, bir şeylerden rahatsız olmak, bir şeyleri dert edinmek ve sunulanların daha iyisini ve hatta hiç akla bile gelmemiş olanlarını hayal etmek ve bunları hayata geçirmek için merakla ve arayışla harekete geçmek demek. Aslında herkesin hayatında küçük bile olsa bu tip hikayeler mutlaka var. Önemli olan bunun farkına varmak ve hayata edilgen değil etki eden olarak dahil olmak. Amaç da yaşayıp gitmek yerine bir yaşam inşa etmek.

Bunun için konfor alanından çıkmak ve rahatı bozmak önerilir. Benim buna bir ilavem var. Rahatı bozarken huzura da sahip çıkmak gerek. Bu sebeple girişimcilik benim için huzurlu bir rahatsızlık hali. Huzurun içinde sahip olduklarına minnet duymak, yaptıklarından keyif almak ve sonu hüsran ve hayal kırıklıkları bile olsa yeni denemelerden heyecan duymak var. Çünkü girişimcilik kafa yapısında başarıya giden yol bir sürü başarısızlıktan geçiyor.

Bu kafa yapısını anlatmak için dört ana prensibi felsefemiz olarak benimsedik. Bunlar düzene meydan okumak, hataları benimsemek, uzun vadeli bakmak ve yalnızca kendini düşünmemek. Bu prensipleri her seferinde birbirimize hatırlatıyor ve merkezde yaptıklarımızı bu doğrultuda belirliyoruz. Girişimci olmak isteyen herkesi de bu prensipleri hayatına geçirmeye davet ediyoruz.

Merkezin kuruluşundan bu yana birçok iş yaptık ancak şahsen en gurur duyarak yaptığımız işin Fireup Değişim Öncüleri Programı olduğunu düşünüyorum. Stanford Üniversitesi ile olan iş birliğimiz sayesinde başlattığımız ve İTÜ ile ODTÜ Girişimcilik Merkezleri’ni de dahil ettiğimiz program ile öğrenciler kampüs içinde yenilik iklimine katkıda bulunuyor.

Bu etki raporunu hazırlama amacımız Boğaziçi Üniversitesi Girişimcilik Merkezi Bright’ı hem kampüs içinde hem de kampüs dışında tanıtmak ve yaptığımız işlerin hepsi olmasa da önemli gördüğümüz bir bölümünü sizlerle paylaşmak. Umarım ilerleyen sayfalarda sizler de bizim kadar heyecan duyar ve girişimcilik yolculuğunuzda bir sonraki adım için bizimle irtibata geçersiniz.

 

Sevgiler,

Oğuzhan Aygören

Bright Girişimcilik Merkezi Müdürü,

Uluslararası Ticaret Bölümü

Dr. Öğretim Üyesi